Güvenilirlik Hz. Muhammed’in en öne çıkan özelliklerinden biri olarak bilinmektedir. Peygamberimiz çocukluk yıllarından itibaren tam anlamıyla yakın çevresine güven salmış ve çevresince güvenilirliği ile tanınmıştır. Bu nedenledir ki ona Muhammed-ül Emin denilmiştir.O dönemde yaşayan insanlar üstesinden gelemedikleri sorunları Hz. Muhammed’e getirir onun alacağı karara ve uygulayacağı çözüme büyük bir güven duyarlar ve her defasında güvenlerinin karşılığını alırlardı. Peygamberimizin kararı daima adil olarak görülür ve herkes büyük bir memnuniyet duyardı. Hz. Muhammed kişisel düşüncelerini, mevkisini ya da maddi gücü karar verirken asla göz önünde bulundurmaz saf bir adalet duygusuyla her zaman çözüm bulurdu.
Bunun dışında peygamberimize duyulan güvenin temel nedenlerinden biri de onun daima sözünün eri bir insan olmasıydı. Kime her ne söz verdiyse tutulacağı bilinirdi. Bu yüzden tüm halkı ona sonsuz derecede güven duyardı. Kendisine emanet edilen malı sonuna kadar korur birşey söylemişse muhakkak yapılacağı bilinirdi. İnsanları savunmayı onların mallarını ve canlarını güven altında tutmayı islamın şartlarından olarak kabul eder emaneti gözetmeyenin kesinlikle imanı yoktur derdi.
Bir kimsenin kalbinde iyilik ve kötülük bir arada bulunmayacağı gibi ihanet ve güven de bir arada bulunamazdı. Güven konusuna sonsuz değer verdiği gibi güven konusunda kimseye taviz vermezdi. Peygamberimizin tüm ümmeti onun önünde saygıyla eğilir ve onun verdiği kararlara güven duyarlardı.
Öyle ki peygamber efendimiz ölmelerini buyursa boyun eğecek derecede güven duyarlardı. Sadece emanetlerini değil yeri geldiğinde canlarını bile peygamber efedimize teslim etmekten geri durmazlardı. Sadece ümmeti değil düşmanları onu sevmeyenler Allah’a iman etmeyenler bile ona güvenir emanetlerini peygamber efendimize verirlerdi.
El-Emin denilen Hz. Muhammed efendimizin bu güvenilirliği yalnızca peygamberlik döneminde değil ondan önceki dönemde bile kendini göstermiştir. Bundandır el-emin yani sonsuz güven duyulan kimse anlamındaki yakıştırma ona yapılmıştır. Bu sayede islam alemi güvenin yalnızca bir düşünce değil aynı zamanda peygamberin buyruğu olduğunu çok net bir şekilde kavramışlardır. Peygamber efendimiz merhameti, iyiliği ve kulluğunun dışında bundandır ki güvenin kalesi olarak tanımlardı.